Antibakteriyel Sabun

kopuklu-eller

Antibakteriyel sabun sıradan bir sıvı sabuna , mikroorganizmaları öldüren kimyasalların eklenmesi ile oluşan dezenfekte bir sabundur. Bu ürünler mikropları ve virüsleri öldürür. Ama aslında tek etken maddeleri alkoldür. Kalan içeriğin tamamı alkolün buharlaşmasını önlemeye yarar. Tabi ki içerdikleri parfüm ve renklendiricileri bir kenara bırakarak söylüyorum bunu. Derecesi 70’in üzerinde olan alkole 30 saniye maruz kalan bakteriler ve virüsler ölür. İyi kolonyalarda 80 derece alkol vardır. Ancak elinize döktüğünüz kolonya 10 saniyede uçar. Bu jeller alkolün buharlaşma süresinin 30 saniyenin üzerine taşır. Bu derece alkol içeren ürünlerin göze temas etmemesi için çok dikkatli olmak gerekir. Bu ürünlerin alternatifinin birkaç kere üst üste dökmeniz gerekecek olsa da kolonya olduğunu unutmayın ve iyi pazarlamayla abartılı fiyatlara satılan jellerin tek etken maddesinin alkol olduğunu hatırlayarak fırsatçı firmalara finans sağlamayın. Eğer jel alacaksanız da eczanelerden alın, merdiven altı ürünlerden uzak durun.

Prof. Dr. Rasim Küçükusta, “Antibakteriyel sözüne kanmayın; sabun alırken içeriğine bakın” dedi ve ekledi:Söze başlamadan önce Sıvı sabunların yapısı itibariyle kimyasal bir bulaşık deterjanından bir farkının bulunmadığını belirtmek isterim.Bazı aileler ‘eski usül’e yani katı sabun kullanımına dönüyor. Genellikle de hoş kokan, nemlendirici özelliği bulunan ürünleri tercih ediyor. Oysa bilinenin aksine; bu tarz sabunlar içindeki maddeler itibariyle çamaşır deterjanlarına eşdeğer nitelikte. Üstelik katı sabunların bir kısmının içinde de domuz türevi hammaddeler kullanılıyor. Konunun ayrıntısını Kudret Hanım anlatıyor: “Katı sabunlarda Sodium/Potassium tallowate diye bir sabun yağı var. Bu hayvansal da olabilir, bitkisel de. Eğer hayvansalsa domuzdan elde ediliyor. Piyasada ‘İçinde domuz ve domuz katkı maddeleri kullanılmamıştır’ diye özelikle belirten markalar var. Eğer böyle bir ibare yoksa aldığımız üründe domuz katkısı olduğunu düşünebiliriz. İçinde gliserin de var. ‘Gliserin bitkisel mi hayvansal mıdır?’ derseniz Türkiye’de kullanılan gliserinlerin hayvansal olmayacağını düşünüyorum. Çünkü bu madde sabundan da elde ediliyor. Ülkemiz çok büyük bir sabun üreticisi. Ama tedbiri de elden bırakmamak lazım.” Özellikle soğuk baskı yöntemiyle elde edilen bitkisel yağlı sabunları tavsiye eden Kimya Mühendisi Betül Şahin el sabunlarına temkinli yaklaşılmasını tavsiye ediyor: “Sabunların sertliğini, köpüğünü artırmak için hayvansal yağlardan faydalanılıyor. Bunların içinde domuz yağı da var. Ayrıca bu tarz yağların içinde tarım ilaç kalıntıları bulunabildiği için toksik (zehirli) olma riski de mevcut.”

Antibakteriyel, anneler için adeta sihirli bir kelime. Bunlar sayesinde çocuklarını mikroplara karşı koruduklarını zanneder diyen Prof. Dr. Rasim Küçükusta, “Oysa bu ürünlerin günlük hayatta kullanılması düşündüğümüz kadar faydalı değil” dedi.

Doğal’ diye satılan ürünler ne kadar doğal, sağlıklı; bunun kontrolü Türkiye’de ne yazık ki yapılmıyor. Sadece Sağlık Bakanlığı ‘sağlık’ ibaresinin kullanılmasına izin vermiyor. Ama isteyen herkes imal ettiği ürününe ‘doğal’ diyebiliyor. Dolayısıyla benzer sorun katı sabunlarda da karşımıza çıkıyor. ‘Doğal Zeytinyağlı’, ‘Yüzde yüz zeytinyağlı’ yazan ürünlere de mesafeli durmak lazım. Çünkü bu şekilde tanıtımı yapılan sabunlar tam bir kimyasal harikası. Tabi, içeriğinde kullanılmış zeytinyağını saymazsak! Peki, alacağımız bir sabunun doğallığını nasıl anlayacağız? Cevap Livaoğlu’ndan: “Doğal bir sabunun etiketinde okuyabileceğimiz maddeler; su, doğal yağlar (badem, defne, papatya ve benzerleri), NaOH (sabunlaştırıcı), tuz (NaCl) ve gliserin olabilir. Doğal sabunun tek sorunu PH’ı 9’dur. Suyla durulandığında bu 7-7,5’e iner. Cilt biraz uyum sorunu yaşar, hafif kurur. Ama kısa zamanda nem oranı dengelenir. PH’ı ayarlanmış sabunlar var; ama onlar bunu zararlı kimyasallarla yapıyor.”

Antibakteriyel sabunlarda mikropları önlemek için kullanılan triklosan maddesinin kas fonksiyonlarını ve iskelet yapısını olumsuz etkilediği ortaya çıktı. Triklosanla ilgili bulgular büyük endişe yarattı.
Mikrop bulaşmasını önlemek veya azaltmak için özellikle antibakteriyel sabunlar, diş macunları, deodorantlar, tıraş losyonları ve kozmetiklere katılan ve sağlık üzerine pek çok olumsuz etkileri olan triklosanın kas ve iskelet fonksiyonlarını da olumsuz etkilediği ortaya çıktı. Proceedings of the National Academy of Sciences isimli tıp dergisinin son sayısında yayımlanan araştırmada, fare ve balıklar üzerinde triklosan maddesinin etkileri test edildi. Triklosana maruz bırakılan farelerde kalp fonksiyonlarında 20 dakika içinde yüzde 25 ve kol kavrama kuvvetinde 1 saat süreyle yüzde 18 azalma olduğu belirlendi.

Triklosan Nedir?
Triklosan, mikrop bulaşmasını önlemek veya azaltmak için özellikle antibakteriyel sabunlar, diş macunları, deodorantlar, tıraş losyonları, kozmetikler ve başka pek çok ürüne katılan bir maddedir. 40 yıldan beri kullanılan triklosanın yan etkileri 2000’li yıllarında yapılan araştırmalarla ortaya çıktı.

Maddenin zararları şöyle:
– Klorla birleştiğinde kloroform gibi kanserojen maddelerin oluşmasına neden oluyor.
– Bakterilerin antibiyotiklere karşı direnç kazanmasına sebep oluyor.
– Hormonlar üzerinde bozuçu bir etkisi, ayrıca vücuttan atılmaları çok yavaş olup tabiatta da çok uzun süre kalıyorlar.
– Çocuklarda alerji ve egzamaya neden olabilir.

Bu konuyu oyla
(Visited 4 times, 1 visits today)

ilgili yazılar

Leave a Comment